 Anayasa Mahkemesi üyelerinin, 'Seçimleri 20 yıla çıkarabilir, rejim değiştirilebilir' gibi senaryoları ileri sürdükleri ortaya çıktı. 01:56, 8-06-2008 Anayasa değişikliğinin iptali yönünde oy kullanan Anayasa Mahkemesi üyelerinin ilginç gerekçeler ileri sürdükleri ortaya çıktı.Bazı
gazetelere sızdırılan bilgilere göre üyeler, 'çoğunluğu ele geçiren
iktidar, anayasa değişikliğiyle seçimleri 20 yıla çıkarabilir, rejim
değiştirilebilir' gibi uçuk senaryoları gündeme getirdi. Anayasa
hukukçuları, mahkeme üyelerinin hukuksal bir konuyu bu şekilde
tartışmasını 'niyet okuyuculuk' şeklinde değerlendiriyor. Gazi
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan, "İktidar süresini 20
yıla çıkarmak anayasayı ihlal suçudur. Böyle bir teklif Meclis'te
gündeme dahi konulmaz." diyor. Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Hasan Tunç
da, "Bu teklifi Meclis başkanı reddeder. Anayasa Mahkemesi'ne giderse
dahi ağır hukuka aykırılık gerekçesiyle yokluk kararı verir." ifadesini
kullanıyor.
Mahkeme'nin 10. ve 42. maddeleri iptal eden kararı
hukuk sistemimizde ağır yaralar açtı. Artık Meclis'in anayasayı
değiştirme iradesi Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi tutulacak.
Bazı gazetelere sızdırılan bilgilere göre konu üyeler arasında da
tartışıldı. Bazı üyeler, seçim süresinin 20 yıla çıkarılması gibi
Cumhuriyet tarihinde akla gelmeyen senaryoları gündeme getirdi.
Mahkeme'nin devrede olması istendi. Bu görüşe Başkan Haşim Kılıç ve üye
Sacit Adalı karşı çıktı. Kılıç ve Adalı, esas denetimi yapmanın
Meclis'in yetkisine müdahale olduğunu belirtti. Anayasa hukukçuları da
bu düşüncede.
Prof. Dr. Hasan Tunç, demokratik, laik hukuk
devleti ilkesini ortadan kaldıracak tekliflere Anayasa Mahkemesi'nin
'yokluk' denetimi yapabileceğini vurguluyor. Tunç şöyle devam ediyor:
"Fiilen gerçekleşmesi mümkün olmayan örneklerdir. Böyle bir örneği ne
akıl ne mantık kabul eder. Teklifin ne kamuoyunda ne Meclis'te ne de
demokrasilerde kabulü mümkün değildir. Anayasa'mıza göre teklifi dahi
mümkün olmaz. Mahkeme, 'burada ağır bir hukuka aykırılık vardır'
diyerek yokluk kararı verir. Çok uçuk örneklerle böyle bir sorgulama
yapılmasını anlayamıyorum. İnsan zekâsının zorlanması halinde çok daha
uç örnekler bulunabilir. Ama hukukta varsayımlara dayanarak karar
verilmez. Zihin okuyuculuğu yapmak hukuki değil. Yargıçların vicdanî
kanaati hukukî olmalı." Prof. Dr. İlyas Doğan da bu teklifin Meclis'te
gündeme dahi konulmayacağının altını çiziyor. Anayasa'nın temel
nitelikleri ile demokratik hukuk devleti ilkesinin varlığına dikkat
çeken Doğan, "İktidar süresinin 20 yıla çıkarılmasının teklif edilmesi,
kuvvetler ayrılığını kaldırma gibi anayasa değişiklikleri girişimi
anayasayı ihlal suçudur. Teklif kanunlaşsa bile Anayasa Mahkemesi
değişmez ilkeleri gerekçe göstererek iptal kararı verebilir." diyor.
İptal kararının bu senaryoyla alakası olmadığını vurgulayan Doğan, "Bu
özgürlüklerle, eğitim hakkıyla ilgili bir anayasa değişikliği. Devlet
eğitim hakkını bazılarına vermem diyordu. Mahkeme adeta şunu söyledi:
Devlet bu ayrımcılığa devam etmeli. Talihsiz bir karar." ifadelerini
kullanıyor.
Mahkeme üyeleri 'konuşmayacağız' sözü vermişti Anayasa
Mahkemesi üyeleri, başörtüsü ile ilgili iptal kararını alırken
birbirlerine verdikleri sözü tutmadı. Üyeler, Başkan Haşim Kılıç'ın
'konuşmama kararı aldık' sözüne rağmen birçok gazeteye açıklamalarda
bulundu. Başkan Kılıç, kararın açıklandığı 5 Haziran'da basın
mensuplarının karşısına çıkarak gerekçe açıklanıncaya kadar başka bir
bilgi vermeyeceklerini söyledi. Kılıç, üyeler üzerindeki
spekülasyonları gerekçe göstererek, "Mahkememizin üyelerine yapılan ve
spekülasyonlara yol açan davranışlardan dolayı, kararın gerekçesi
açıklanana kadar, kararın ne olduğu, nasıl alındığı konusunda bilgi
vermeyeceğiz. Bu konuda karar aldık." demişti. Ancak bazı üyeler,
Kılıç'ı dinlemedi ve kararın nasıl alındığını bazı gazetecilere
anlattı. Dün birçok gazetede, iptal kararının hangi tartışmaların
ardından verildiğine dair bilgiler yer aldı.
Bu yorumlar geri götürür TBMM Başkanı Köksal Toptan: 5
yıl olan yasama dönemi süresini 4 yıla indirmiş bir Parlamento söz
konusu... 5 yılı 4 yıla indiren bir parlamento bunu 20 yıla çıkarabilir
mi? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Demokratik kültürü
yerleştiremezsek, demokrasimizi yaşatamayız. Birbirimize kendimizi
kuşkulardan, vehimlerden kurtararak bakmamız lazım. Hiç kimsenin
aklından böyle bir şey geçmez, böyle bir şey olamaz. Bu tür yorumlar,
bizi geriye götürür.
Gündeme bile alınmaz Prof. Dr. İlyas Doğan: İktidar
süresini 20 yıla çıkarmak, anayasayı ihlal suçudur. Böyle bir teklif
Meclis'te gündeme dahi konulmaz. Bu teklif kanunlaşsa bile Anayasa
Mahkemesi değişmez ilkeleri gerekçe göstererek iptal kararı verebilir.
Bu maddeler rejimi değiştirecek değişikliklerin teklif edilmesini
önlemek amacıyla konulmuştur. Ama iptal kararının bununla uzaktan
yakından ilgisi yok. Bu, özgürlüklerle, eğitim hakkıyla ilgili bir
anayasa değişikliği.
Akıl ve mantık kabul etmez Prof. Dr. Hasan Tunç: Böyle
bir örneği ne akıl ne mantık kabul eder. Fiilen gerçekleşmesi mümkün
değil. Bu teklifi Meclis başkanı reddeder. Anayasa Mahkemesi'ne gitse
bile; ağır hukuka aykırılık gerekçesiyle yokluk kararı verilir. Zihin
okuyuculuğu yapmak hukukî değil. İnsan zekâsının zorlanması halinde çok
daha uç örnekler de bulunabilir. Ama hukukta varsayımlar değil somut
olaylar değerlendirilir. HER KESİMDEN TEPKİ VAR Mahkemenin kararı 'yok' hükmünde Doç. Dr. Ömer Anayurt (Sakarya Üniversitesi): Eğer
bir makam, Anayasa'nın kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanmışsa
buna hukukta 'yetki gasbı ya da fonksiyon tecavüzü' denir. Mahkeme
kendisine tanınmamış bir alana girmiştir. Anayasa'nın 11'inci
maddesinde yer alan 'Hiçbir organ ve makam, kaynağını Anayasa'dan
almayan bir yetkiyi kullanamaz.' hükmü anlamını yitirmiştir. Bunun
yaptırımı yokluktur. İptal kararı yok hükmündedir. Ancak bunu
tescilleyecek bir makam yoktur. Güçler ayrılığı anlamını kaybetmiştir.
Anayasa'nın üstünlüğü yargıcın üstünlüğüne dönüşmüştür. 367 kararından
daha derin bir yara açıldı.
Umarım toplum bölünmez Meral Akşener (TBMM Başkan Vekili): Mahkeme'nin
kararıyla Türkiye'de yeni bir dönem başladı. Alınan karar hukukî değil
siyasîdir. Umarım kutuplaşma derinleşmez, insanların birbirinin
karşısına dikilmesine, ruhen bölünmesine katkıda bulunmaz.
Bunun adı 'yargı darbesi' Remzi Çayır (BBP Genel Başkan Yardımcısı): İptal
kararı yargısal bir darbedir. Yüksek Mahkeme siyasî davranmıştır.
Türkiye'de yargı, yasama ve yürütmenin görev alanları birbirine
girmiştir. İktidar partisi, Anayasa Mahkemesi'nin yapısıyla ilgili
düzenlemeye gitmeli. Halkın adalete olan güveni azalıyor. Fakirlik
artacak, özgürlükler daralacak.
Yüreğim sızlıyor, utanıyorum Yusuf Başer (Eski Yozgat Barosu Başkanı): Bir
hukukçu olarak utanıyorum, yüreğim sızlıyor. Bu karar demokrasi,
hürriyet, cumhuriyet ve laiklikle izah edilemez. Hukuk adına talihsiz
bir karardır. İçime sindirmem mümkün değil. Eğemenlik kayıtsız şartsız
milletindir ilkesinin anlamı kalmamıştır.
Yargısal oligarşiye gidiyoruz Harun Mertoğlu (Rize Baro Başkanı): Hukukçu
olarak bu kararın izahını yapamıyorum. Anayasa Mahkemesi, yetkisini
aşmıştır. 148. maddedeki hükmü göz ardı etmiştir. TBMM milletin
iradesinin tecelli ettiği yerdir. Bundan sonra Meclis ne yasa ne de
anayasa yapamaz. Yargısal bir oligarşiye doğru gidiyoruz. Değişiklik
iptal edildiğine göre, AK Parti'yi kapatma gerekçeleri de ortadan
kalkmıştır.
Mahkeme sınırını aştı Mümtaz Akıncı (Afyonkarahisar Baro Başkanı): Anayasa Mahkemesi, sınırını aşmıştır. Görev tecavüzünde bulunmuştur. Bu kararla birlikte ülkede sıkıntılı bir süreç başlayacak.
Devlet, millet için var Rüstem Kadri Septioğlu (Elazığ Baro Başkanı): Anayasa
Mahkemesi kendi içtihatlarına aykırı davrandı, anayasal ilkelerini
aştı. Bu, Mahkeme'nin menfaatlerine de zarar verebilecek bir karardır.
Yasalar ve devlet erkleri, toplum düzeni için, millete hizmet için
vardır. Hiçbir erk, elindeki yetkiyi toplumun hilafına kullanmamalı.
Olmayan bir kriter getirildi Veysel Malkoç (Trabzon Baro Başkanı): Gerekçeli
karar açıklandıktan sonra daha sağlıklı bir yorum yapabilirim. Anayasa
Mahkemesi, raportörün görüşlerinin tersine bir karar verdi. Böylece
yeni bir kriter getirildi.
Temel insan haklarına aykırı Yusuf Çiftçi (Burdur Baro Başkanı): Üniversitelere
başörtüsü ile girilmesi laikliğe zarar vermez. Aksine yasak temel hak
ve özgürlükler bakımından yanlış bir uygulamadır. Kamusal alan
kavramının genişletilmesinden, hastaneye muayene gidenlerin bile
başlarının açtırılmasından korkuyorum.
Her karar doğru değildir Mehmet Öncel Günhan (Emekli Hakim): Mahkeme'nin
esasa girmemesi gerekirdi. Görev yönünden sınırlarını aşmış gibi
geliyor bana. Kürsüden verilen bir karar mutlaka doğrudur denilemez.
Millet ikinci plana itildi Necdet Özer (Denizli Ticaret Odası Başkanı): Mahkemeler,
'Türk milleti adına' karar verir. 411 milletvekili millet iradesini
ortaya koymuştur. Mahkeme'nin kararı milletin iradesini yansıtmıyor.
Millet, ikinci plana itilmiştir. Başörtülü öğrencileri cahil bırakmak
laikliği yüceltmez. Yargı, içtihatlarını yasaktan değil özgürlükten
yana kullanmalı.
Kararı uygulayan, Anayasa'yı çiğner Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı): Mahkeme
Anayasa'ya aykırı davrandı. Milletin, devletin kendisine vermediği bu
yetkiyi kullanması Mahkeme'nin saygınlığını ve kararın
uygulanabilirliğini tartışma konusu yapmıştır. Eğer Meclis ve hükümet
bunu uygularsa onlar da Anayasa'ya aykırı davranmış olur.
Vehimlere dayalı bir karar Adnan Taşkın (Antalya Kural Hukukçular Birliği Başkanı): İptal
kararı zorlama hukukî yorumlara ve vehimlere dayalı. Sosyal ihtiyaçları
temin etmekten uzak. TBMM'nin mutabakatı ile yapılan düzenlemeyle
ilgili Anayasa'nın 148. maddesine aykırı bir şekilde denetleme
yapılmıştır. Kaynak: Zaman
95 defa okundu. |